İSTANBUL HAKKINDA ÇARPICI YORUMLAR

Toplantılar-1

İSTANBUL HAKKINDA ÇARPICI YORUMLAR

ANAVATAN PARTİSİ İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI İL YÜRÜTME KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Anavatan Partisi İstanbul İl Başkanlığı İl Yürütme Kurulu Toplantısı, İl Başkanı Bülent YILDIZ başkanlığında gerçekleştirildi. İl başkan yardımcıları ve birim başkanlarının katıldığı toplantı yaklaşık dört saat sürdü.

İstanbul İl Başkanlığının düzenlediği iftar ve istişare programında başkanlık divanı üyeleri tam kadro hazır bulundu. Kurul üyesi dört kişinin katılamadığı program, hasta olan yol arkadaşlarına acil şifa dilekleriyle başladı. İstanbul İl Teşkilatının yeni kadroları tek tek tanıtılarak güç ve birlik mesajları verildi.


Açılış konuşmasını yapan İl Başkanı YILDIZ, birlik ve beraberliğin daim olması temennisiyle yol arkadaşlarını selamladı. Konuşmasında öncelikle yerel siyaset konusuna değinen YILDIZ, İstanbul’un bitmek bilmeyen sorunlarına vurgu yaparak sözlerine devam etti.


Anavatan Partisi’nin yıllar önce İstanbul’un tüm ilçelerinde gerçekleştirdiği sosyal ve kentleşme çalışmalarının her zaman doğaya ve insana saygı çerçevesinde yapıldığına dikkat çeken YILDIZ, ANAP sonrası yerel yönetimlerin ne yazık ki bu mirası yaşatmak yerine liyakatsiz kadrolar sebebiyle betonlaşmaya yönelik politikalarla gündeme gelmeye çalıştıklarını ifade etti. Bu yönetim anlayışının, kadim şehir İstanbul’u yaşanamaz hâle getirdiğini vurguladı.


Güncel hayata uyarlanmaya çalışılan beton yığınlarının ve nefessiz alanların, yalnızca doğa tahribatına değil; insanların sosyal ve psikolojik yaşamlarına da zarar verdiğini belirtti.

Düzensiz betonlaşmanın bir rant kapısına dönüştüğünü, halkın yaşam alanlarına duyduğu zorunlu ihtiyacın ise göz ardı edildiğini ifade eden YILDIZ, ANAP sonrası belediyelerin oluşturduğu bu anlayışın toplumda ciddi infiallere yol açtığını dile getirdi. Farkında olunmadan oluşturulan “insan kasaları”nın demografik yapıya zarar verdiğini söyledi.


Etnik ve kültürel yapının en fazla erozyona uğradığı alanın karma yaşam planlamaları olduğunu belirten YILDIZ; kutuplaşma, yabancılaşma, uzaklaşma ve umursamazlık gibi toplumsal sorunların temelinde bu plansızlığın yattığını ifade etti. Bu durumun bazı kesimlerin kültürel anlamda asimile olmasına ve kendi ülkesinde yabancı gibi yaşayan toplulukların oluşmasına sebep olduğunu vurguladı.

Şehirli ve köylü yaşam biçimlerinin ortadan kaldırıldığını, ülkenin temelini oluşturan “halk” kavramının tahrip edildiğini söyledi. Göçebelik kültüründen gelen ataların alışkanlıklarının, “Avrupalaşma” adı altında yüz binlerce insanın yaşadığı sitelere sıkıştırıldığını belirtti. Bu rant ve dayatma politikalarının kültür ve ahlak alanında telafisi güç sapmalara yol açtığını ifade etti.


Ruhsatlı bazı konutların amacı dışında kullanımına göz yumulduğunu; bir yanda şaşaalı hayatın merkezi hâline gelen eğlence mekânları oluşurken, diğer yanda bu konutlarda yaşamak zorunda kalan dar gelirli vatandaşların göz ardı edildiğini söyledi.
Sadece uyumak için yapılan yapıların bu denli iç içe inşa edilmesinin, mahremiyet kavramını unutturduğunu belirtti. Bahçesinde çamura basan çocukların olmadığı, dalında kurtlanmış elmanın kalmadığı bir yaşama sürüklendiğimizi ifade etti.
“Sonra ne oldu, biliyor musunuz?” diyerek devam eden YILDIZ, bu beton kampların zamanla çürümüş zihniyetlerin toplandığı alanlara dönüştüğünü söyledi. Farklı yaşam biçimlerinin plansız biçimde aynı alanlara sıkıştırılmasıyla birlikte, “çürük bir elmanın bir kasa elmayı çürütmesi” benzetmesi üzerinden toplumsal çözülmeye dikkat çekti.

Kısıtlı yaşam standartlarının şaşaaya özendiğini; törelerin, alışkanlıkların ve manevi değerlerin gericilik olarak yaftalandığını ifade etti. Eşlerin hatalara, çocukların çıkmazlara sürüklendiğini belirtti. Aile kurumunun en fazla zarar gördüğü alanın, varlık ve yokluğun aynı mekânda dayatılması olduğunu söyledi.

Alışkanlık dışı yaşam alanlarının mağduriyet üretmeye devam ettiğini; genç bir kızın, bir annenin, bir çocuğun kendi mahallesinde güvenle yürüyebilmesinin bugün en temel ihtiyaç hâline geldiğini ifade etti.

Trafik sorunu, ekolojik dengenin bozulması, cam yapılaşmalar nedeniyle iklim erozyonu yaşanması ve şehrin hem üstünün betonla kaplanması hem de altının delik deşik edilmesi gibi sorunların İstanbul’u ekonomik ve çevresel açıdan yıprattığını belirterek, “Koskoca şehir paraya kurban edildi.” dedi.

“İstanbul’un bitmeyen dertlerini anlatmakla bitiremeyiz; asıl önemli olan bundan sonrası,” diyen YILDIZ, “Biz bu şehir için ne yapacağız?” sorusunu yöneltti.

Daha önceki toplantı ve açıklamalarda ifade edildiği üzere, “Bizim ülkemiz İran, Suriye ya da Afganistan değil. Gidecek başka yerimiz yok. Yurdumuz da yuvamız da burasıdır.” diyerek teşkilata daha çok çalışma çağrısı yaptı.

“Yeni bir Fatih Sultan Mehmet de yok, yeni bir Mustafa Kemal Atatürk de yok. Dinimizin de öğütlediği gibi geçmişimizi okuyacağız ve geleceğimiz için daha çok çalışacağız.” ifadelerini kullandı.


Projenin temel çerçevesini açıklayan YILDIZ, dikey yapılaşmaya karşı olduklarını; rant projeleri yerine refah projeleri istediklerini belirtti. Trafikte kaybedilen saatlerin aileden ve sağlıktan çalındığını; yakıt, araç, asfalt ve ekonomik kayıpların ülke bütçesine yük olduğunu söyledi.

“Peki nasıl?” sorusuna şu yanıtı verdi:

5.461 km² yüz ölçümüne sahip İstanbul’da, 39 ilçeden bir veya sınırdaş iki ilçenin ortak hazine alanında yeni bir model oluşturulacağını belirtti.

Bu alanlarda EntegraKent modeli kurulacağını ifade etti.
EntegraKent; sistemlerin birbiriyle uyumlu, bağlantılı ve anlaşılır biçimde organik bağ kurarak çalıştığı entegre yaşam modelidir.

Model üç kategoride planlanacaktır:
A) Tarım ve hayvancılık içeren EntegraKent
B) Tarım ve hayvancılık içermeyen EntegraKent
C) Ağır sanayi içeren EntegraKent

Yatay mimariye uygun konutlar; küçük ve orta ölçekli sanayi alanları; ticarethaneler; hastaneler; kreşten üniversiteye kadar eğitim kurumları; tarım ve hayvancılık alanları ile kamu binalarının aynı bölgede konumlandırılmasıyla bu model hayata geçirilecektir.


Örnek olarak; Sultanbeyli’de oturup Silivri’de çalışan bir makine mühendisi, Maltepe’de ikamet edip Ümraniye’de görev yapan bir öğretmen ya da Beykoz’da yaşayıp Tuzla’da çalışan bir işçi üzerinden mevcut sistemin verimsizliğine dikkat çekti.

Her gün sabah 06.00’da yola çıkıp 08.00’de işbaşı yapan; akşam 18.00’de mesai bitirip 20.00’de evine dönen bir vatandaşın günde dört saatini yolda kaybettiğini belirtti. Bu kaybın sadece zaman değil; yakıt, ekonomi, çevre ve aile bütünlüğü açısından da ciddi zarar oluşturduğunu vurguladı.

Modelin tüm telif ve teknik detaylarının taraflarınca hazırlandığını belirten YILDIZ, iş ve yaşam alanlarının aynı bölgede konumlandırılmasıyla her bireye günlük üç saatlik kaliteli zaman kazandırılabileceğini ifade etti.

“Teknolojik çağda sistematik iş ve yaşam standardı, güvenli konutlar, verimli çalışma saatleri ve ekonomiye büyük katkı sağlayacak bir reform mümkündür.” dedi.

Teşkilat mensuplarına; sokakta, markette, kahvehanede, iş yerlerinde, yayınlarda ve toplantılarda bu projeyi anlatma çağrısında bulundu.
Toplantı sonunda, tüm ekibin projeye sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.
Devamında il başkan yardımcıları söz alarak görüşlerini paylaştı.
Teşkilat mensupları, projenin İstanbul ve Türkiye için bir milat olabileceğini ifade etti.


Sosyal Medyada Paylaş

Bağış Yap

Birlikte daha güçlü bir geleceğe yürümek için, bu yolda sizin desteğinize ihtiyacımız var.
Bağışlarınızla il başkanlığımızın çalışmalarına katkıda bulunun, hep birlikte değişim için adım atalım!